|
Gelişmiş Arama |
|
| Ruya Tabirleri Ruyalarınızın ne anlama geldiğini öğrenmenin en kolay yolu.. |
| attention: Forumda kopyalama yapıp, özgür dolaşabilmek için mesaj sayınızın 10 olması gereklidir. Sizde yeni konu açarak ya da mevcut konularımızı yanıtlayarak özgürlüğünüze kavuşabilirsiniz. |
![]() |
|
|
Seçenekler | Stil |
|
|
#1 |
|
Guest
Mesajlar: n/a
|
Hipnoz
Özgürlük denen şeyi zorluyorduk o kadar. Ben sadece geri çağırıyordum karanlığı kendi kabına. Ne duyduğum dalgaların sesini anlatabilirdim, ne de esen rüzgarın gürültüsü kadar gürültülü haykırabilirdim. Tam olarak nerede durmak istiyordum ki, hangi adımlarla kaçabilirdim gölgemden? Devinimlerde kaybettiğim buruşuk alışkanlıklarım çırıl çıplaklığından siyaha boyanmadı mı? Cisimleri hayal ettiğinde gazlar ve sıvılar gibi silik miydi benim izlerim? Önce ciğerlerini zorlayana dek bağırıyor insan, daha sonra fiziksel engellerini gözleriyle aşmaya çabalıyor, son olarak tavada yağ kalmayana dek eriyor sessizliğin ve birliğin buruk bayramında kendi çaresizliğini kutlar oluyor bitip tükenen kırmızı gözleri kapanana dek. Gökkuşağıydım bir zamanlar, Belki karanlığın içinde bir gökkuşağı. Ve ansızın hislerim ölmeyi öğrenmişti... Bağzı sorular artık asla cevaplanamayacaktı. Tıpkı Ahbap gibi yapmak zorunda olduğumu farketmiştim. Bu geceler köle diyorum. Geceleri aya ağlıyordu, hissediyordum. Belirgin değil yansıların gerçekliği, maddeler soyut gibi geliyor bana. Var ve yok dışında birşeylerin olduğunu yaşadığımda kaydığım bu akar suyun sonsuza dek koştuğu okyanus mavi mi hala? Benim mavim yok, eksilen sadece bir renk fakat eksilmek kimi zaman bitmeyi aşağılıyor cümlelerde. Bir göz yaşı sana, bir göz yaşı bana, bir gözyaşı yere, gerisi eksilen her parçamıza. Çoğul hüzünlerim saçılıyor odanın atmosferine çok zamanlar anlatmaya çalışmıştım, bir yandan hiçlik iyi gelecekti sana bıraktım elini özledim en çok ellerini bana uzattığın eller kadar gözlerinden güneşi izlemeyi yazları özellikle yazın seni soyan iklim kadar özledim ben bir şeyleri. Betimlemek oldukça zor silik anıları. Kaçıyorlar koşan martılar dalgalardan hala yağmurlar ıslatmıyor bedenimi yeterince sesi yok kulaklarımda insanların ve tadı damağımda kalan sükunetin çiçekleri büyüyor arka bahçemizde yalnız başlarına. Varsın büyüsünler, koparılmasınlar yeter... Bazen okudukça sesi geliyor bir şeylerin. Okudukça okuyor birileri kulaklarıma fısıldayarak. Hoş geldin. Otur biraz merak ettim nerelerdeydin? Çamur bulaşmış üzerine zorlu bir yolculuktu herhalde. Çıkar giysilerini alışığım ben çıplak görmeye seni. Çamurlu bir muhteşem daha muhteşemdi belkide. Belki de betimsizliğin sonucuydu hayallerin suya yıkılışı uçurumlar daha güvenliydi bazen ben bile çamurlu sularda yıkanmak zorundaydım temizlenemeyeceğimden emindim. Keskindi üstüne kaybolduğum senelerin tabloları hep. Oysa çocuktum bir zamanlar. Korkularım korkutmazdı bu kadar. Ne zaman değerleri yüklemeye başladım ki her saniye değişen gölün ekolojisine? Şeyler geldi sonra şeyler gitti, ölümsüzler kendi anlamlarıyla öldüler, ağaçlar ışıldayarak yandılar ve rüzgarlar yoruldu esmeye. Özgürlük kısıtlı bir şekilde geldi bana, devinim çoğunlukla sığ sürekliliğini hissettiriyordu. Bir dönem hiçbir şey yaratamadım şu dünya için. Çabalamak bile yaratımı baştan öldürüyordu, düşüncesi bile bezdiriyordu hareketlerin. Daha sonraları geri geldi hepsi. Irmaklar gibi akıyordu içimden ama ifade edebileceğim bir araç bulamadım boşlukta her yer hiçbir yerdi ve soğuktu her saniye. Zaman soğukken sıcak bir şey olduğunu daha iyi anlıyor insan. En azından sıcaklığım vardı benim. Uzun saçlarım soğukta donarak kırılıyorsa da kökleri çekip gitmediler benimle kaldılar. Öyle birleşmelisin ki var oluşun bütünlüğüyle, yok oluşun hediyesine kucak açıp, devrilen vücudunda gülen bir surat ile terketmelisin tam zamanı geldiğinde sahneyi gerçek sahibine iade etmelisin saygından ödün vermeden. Tıpkı geçmişte yapamayacağını sandığın ama yaptığın gibi. Ayakta uğurladığını kollardan çekme boşa bu defa devriliyorsun isteksizliğin üstüne. Çanlar kimin için çalıyor değil soru, soru çanları kimin çaldığı da değil, nedenselliğin neden bırakılamadığıdır soru. Özün kaynağı olmak zorunda değildir. Öz varsa, var oluşuna neden aramaz. Akıl kendi kendini bulmayı asırlara verdi, yaklaştıkça bunaldım ben gözlerime. Orada bulamadım, yoktu. Yok olmasından korktu vücudum, ya bulamasaydım kendimi? Korku tüm benliğimi katledip yeni doğan kızımı benden çalınca geri döndüm koşa koşa. Vermedi geri ama ya diğerini de alsaydı? Yaşam kendinden bir parça olmadan ne kadar katlanılmaz olabilirdi? Belki de oldukça fazla... Bir ağıttı haykırılan göklere, uluyan bir kurt gibi. İnanmak istediğim var oluşun kaynağı değil, yalnızca gerçek ve var olduğu sadece. Bu yüzden belki de bir kızılderiliyim ben, en azından toprağın tanrısına sadakatimle. Çevirimi uzaktan değil, bizzat onunla çevirilirken algılamayı tercih etmem var. Öyleyse mesajcı benin ta kendisi ve kahin seçtiklerim görünürde değiller. Tüm bu aldanmalar üzerine kurulu gerçekler yığıntınızda hiçbir şeye aldırmıyor olmam bundan. Ben kara kuyulara atlamak isterken siz beni neden koruyorsunuz tehlikelerden? Acı başlıyor gene tek telde harcamak istediğim kanları içmek gerekiyor bir hayal gibi. Seçimlerin bir kelebeğin kanatlarını çırpması gibi açıklanamaz düzensizliği göklere ulaşınca boşalıyor düşüncelerim beynimden dışarı. Öylesine rahatlıyorum ki, beni son kez seviyor olman düşüncesinden doğan sonsuzca kovalanmak hissiyle son buluyor bu aydınlık. Affedilmez isteklerimin sesi açılıyor sükuna. Gelecek ve geçmişin perdeleri kapatıyor şu ana açılan pencereleri. İşte o zamanlarda mutlu hissediyorum kendimi. Tıpkı çocukluğumdaki gibi. Küçük Aycan gibi... Şimdi, bu gün, dün ve daima. Sarıldığım gizemlilerin arkadaşlığı sırtımda kaçıyorum ama yanımdan ayrılmıyor. Başka birinin cenneti bana cehennem oluyor. Yapışıyor istemediğim her şey saçlarıma. Gezegenin en güzeli güneşe dönüyorum ben anlatıyorum her şeyi. Tik tak, tik tak, tik tak. 10, 9, 8, 7...Boşluğa hoş geldin. Kaç, sorular geliyor kaç kendinden. |
|
|
|
#2 |
|
Administrator
![]() Üyelik Tarihi: 31 Mayıs 2007
Mesajlar: 596
Tesekkür: 174
35 Mesajina 44 Tesekkür Aldi
Itibar Gücü: 10000 ![]() |
okumadım ama ilginçmiş :D
__________________
ƒιяαяι вιя ѕєяüνєη вєηιмкιѕι уυя∂υ уσк кιмℓιğι ѕıηıя вσzgυηυ öуℓє вιя уüяєк кι ∂єℓι мι ∂єℓι нαzαη мєνѕιмℓєя∂є ѕυℓαя уσяgυηυ ∂αğℓαяı ιѕтєяιм ƒιяαяℓαяıмα уüzüмє уєℓ ∂єğѕєƒıятıηα σℓυя αтєşℓєя тαşıяıм ѕєν∂αℓαяıмα ѕözüм уємιη σℓѕα özüм αşк σℓυя ∂üşℓєяιη кαηαяѕα вєη∂єη ѕσηяα çσ¢υк нαуℓαzℓığıмı αℓ ѕєη кσуηυηα şαякıℓαяıη яєηgιηє уαğмυя уαğαяѕα ѕαℓмα gözℓєяιηι υçυяυмℓαяα
|
|
|
|
|
|
#3 |
|
Guest
Mesajlar: n/a
|
okumadin ama ilginc diyosun :D
ee oda guzel :D |
|
![]() |
| Konuyu Toplam 1 Üye okuyor. (0 Kayıtlı üye ve 1 Misafir) | |
| Seçenekler | |
| Stil | |
Benzer Konular
|
||||
| Konu | Konuyu Açan | Forum | Cevap | Son Mesaj |
| Artık Rüya Kurmaktan Vazgeçip..Rüya Olmayı Beklersin | SincLair | Yaşanmış Gerçek Aşk Hikayeleri | 0 | 06 Mayıs 2008 00:49 |
| Rüya TabirLeri : Rüya Nedir | ResuL | Ruya Tabirleri | 3 | 29 Mart 2008 19:53 |
| :: İşte buda ilginç bir yemek (+18) TiKSinÇÇÇ | Cemalizim | İlginç olay ve videolar | 5 | 07 Şubat 2008 02:15 |
| Buda Bizden | Romantic | Cocuk ve Bebekler Resimleri | 0 | 19 Haziran 2007 12:03 |
| buda bi ihtiyac | JuSTiCe | Komik Resimler | 2 | 07 Haziran 2007 09:21 |